Anüler Yırtık

Anüler yırtık

Anüler yırtık” genel olarak; Lomber disklerin bir veya ikisinin birden ters bel hareketi, ağır ve dengesiz yük kaldırma, travma gibi nedenlerle yırtılmasıdır. Bu durum disk kapsülü içinde meydana gelen yırtılma çok şiddetli ağrılara neden olabilmektedir. Neredeyse kişinin tüm hareketlerini kısıtlayabilir. Bu tür sorunlarda tedavi süreci uzun zaman almaktadır. Normal şartlarda bu tip disklerde “açık cerrahi yöntemleri” ile müdahale edilmez.

Anüler yırtık
Anüler Yırtık

Anüler yırtık deyimi; radyoloji sonrası MR raporları değerlendirmesinde sık sık kullanılmaktadır. Omurlar arasında bulunan intervertebral disklerin bir birinden farklı iki kısmı vardır. Disk merkezi kısmında buluna doku jel kıvamındadır. Buna nükleus pulpozus  veya disk çekirdeği de denir.

Anüler yırtık kimlerde görülür

Genç yaşlarda daha yumuşak jelimsi bir dokuya sahiptir. Bu da gençlerin hareketliliğine büyük katkı sağlar. İleri yaşlarda ise nükleus pulpozus sertleşir ve esnekliğini kaybetmeye başlar. Diskin dış kısmında ise, anulus fibrozis adı verilen halka şeklinde tabakalar halinde fibrotik, sert, kuşak tarzında dokular bulunur. Anulus fibrozis katmanlar halindedir. Bu lifler gençlik çağından itibaren gerek travmalara bağlı olarak, gerekse yaşam biçiminin farklılıklarına bağlı olarak yırtılmaya başlar. Hatta çoğu zaman bu yırtıklar birleşerek diskin nispeten zayıf kısımlarını oluşturur. Bu durumda anormal yüklenmelerde, hatta bazen daha basit günlük olağan yüklenmelerde bile disk çekirdeğinin bu zayıf kısımları balonlaştırmasına sebep olur. Bu yırtıklar çok yaygındır ve çoğu zaman ağrıya sebep olmaz. Bazen de şiddetli ağrılara sebep olabilir.  Bunlara Anüler yırtık veya anüler fissür denmektedir.

Diskin anülusu hafif kabartmasına disk bulgingi adı verilmektedir. Bazen bu yırtıklardan taşan kısım biraz daha ilerleyerek daha büyük balonlaşmalara sebep olur. Bu gibi durumda fıtıklaşmadan bahsetmek gerekmektedir. Bazı durumlarda da diskin en dışında bulunan anüler lifler de yırtılmaktadır. Bu gibi durumlarda ise diskin çekirdek kısmı tamamen dışarı çıkar. Bu duruma “disk ekstrüzyonu” adı verilir. Halk arasında disk patlaması olarak da bilinmektedir. Tüm bu problemlerin her aşaması ağrılı veya ağrısız olabilir. Bu değişiklikler gençlerde genellikle bir veya iki seviyede olurken orta ve ileri yaşlarda omurganın her aralığında olabilir.

Cerrahi teknikler

Anüler yırtıklarda uygulnabilecek cerrahi teknikler, genel olarak mikrocerrahi ile minival invaziv girişimler yapılmaktadır. Küçük bir kesi ile disk mesafesine girilir ve tek mesafe disk boşaltılır. Bu girişim sonrası ortalama 3 hafta yataklı istirahat ve 4 ay sonra işe dönüş verilmektedir. Tabi ağır işler, dengesiz davranışlardan kaçınılması mutlaka önerilmektedir.

Anüler yırtık gelişen bazı kişilerde ise Perkütan Hidrodiskektomi girişimleri de yapılmaktadır.  Uygulama sonrası hekim kontrolü ve direktifleri doğrultusunda bir hafta gibi bir sürede sosyal hayata ve iş hayatına geri dönüş olabilmektedir. Elbette bu uygulamaya uygunluk durumu girişimi yapacak olan hekim tarafından değerlendirilmedir. Böyle bir tanıya sahipseniz ana sayfada bulunan CD GÖNDER adımında belirtilen adımlar ile MR CD içeriğinizi aktarabilirsiniz.

Bel fıtıklarında cerrahi teknikler

Perkütan Hidrodiskektomi ile bel fıtığı cerrahisi yanı sıra Beyin Cerrahinin diğer tedavi seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.

İlginizi çekebilir

Disk Bulgingi

Disk Bulgingi, kronik bel ağrılarından sorumlu bir tablodur. Genellikle nörolojik sıkıntılara yol açmaz. Ancak kişilerde sürekli bel ağrısı yakınması ve sosyal huzursuzluğa neden olur. Kişi günlük yaşam kalitesinden uzaklaşır ve iş hayatındaki başarısı da bu oranda azalır. DEVAMI

Video

Dejenere Disk / Black Disc

Dejenere disk / Black disc

Dejenere Disk” veya “Black Disc”; omurlar arasında bulunan her bir diskin tek başına veya birden fazlasının aynı anda su içeriklerini yitirmesidir. Bu durumlarda disk materyali yumuşayabilir, disk MR görüntülemede siyahlaşmış hal alır. Bu tür diskler sürekli olarak iş yaptığınızda Kronik bel ağrılarına neden olurlar. Normal şartlarda bu diskler açık cerrahi yöntemler ile de ameliyat edilmezler. Perkütan Hidrodiskektomi bu tür lomber dejenere disk hastalıklarının tedavisinde çok başarılı sonuçlar verebilmektedir.

İlerleyen yaşlarda çok yoğun şekilde beliren ve omurlar arası disklerin yıpranması normaldir. Fakat bu tip yıpranmalar normal sınırları aşıyorsa tıbbi olarak intervertebral disk yıpranmasından  yani disk dejenerasyonundan söz edilebilir.

Sağlıklı omurlar arası disklerde bulunmayan damar ve sinir uçlarının aksine dejenere intervertebral disklerde, ağrı reseptörlerine sahip patolojik damarlar ve sinir uçları bulunmaktadır. Bu dejenerasyon değişimi de sonrasında oluşan hastalıkların temelini oluştururlar.

Bunlar;

  • İntervertebral disk çıkıntıları veya intervertebral disk herniasyonu
  • Omurga eklemlerinin yıpranması (faset eklem sendromu)
  • Spinal kanal darlığı, vertebra kayması (listezi) veya omurga instabilitesi
Dejeneratif Disk
Dejenere Disk - Black Disc

Dejenere Disk Black Disc nasıl oluşur

Omurlar arası disklerin sıvı kaybına bağlı dejenerasyon geliştiğini belirtmiştik. Dokuda tutma kabiliyetleri yitirilir ve böylece esnekliklerini kaybolur. Diğer bir tanımla disklerde kuruma olur ve kendi içlerine çökmeler görülür. Bu nedenle omurlar arasındaki sürtünmeyi yani amortisör görevini yerine getiremezler.

Omurlar arası disklerin yıpranma nedenleri arasında;

  • genetik faktörler,
  • disklere aşırı yüklenme (aşırı kilo, hareketsizlik, tek düze hareketler -uzun süreli oturma-,
  • yanlış beslenme,
  • sürekli ağır yüklerin kaldırılması veya taşınması olabilir.

Bu nedenle riskli meslek grupları arasında;

  • inşaat ve nakliye işlerinde hizmet verenler

dejeneratif disk hastalığına en yatkın kişilerdir. Belirli omurga seviyelerinde mevcut eksiklikler (omurlar arası disk herniasyonu, sertleşme vs.) daha önce sağlıklı olan bölümlere etki edebilir. Hasta disklerin görev kısıtlılığı oluşacağı için, kişi kendini kollamaya çabalayacaktır. Fakat bu durumda sağlam diğer disklere daha fazla yük binecektir. Bu da sağlam disklerinde hızla yıpranmasına neden olmaktadır. Sigara içmek de omurlar arası disklerde sıvı kaybını hızlandırmaktadır. Bu nedenle uzun süreli sigara tüketen ve ağır işlerde hizmet veren kişilerde dejenere disk hastalıkları daha erken yaşlarda görülebilmektedir.

Dejeneratif disklerin cerrahisinde genel olarak minimal invaziv mikrocerrahi teknikleri uygulanarak ameliyat gerçekleştirilir. Eğer spinal kanal darlığı gelişmiş ise alt ve üst segment implant stabilizasyonu ile stabilizasyon sağlanır.

Perkütan Hidrodiskektomi ile bel fıtığı cerrahisi yanı sıra Beyin Cerrahinin diğer tedavi seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.

İlginizi çekebilir

Bel Fıtıklarında Cerrahi Teknikler

Bel fıtıklarında cerrahi teknikler uygulanması için bireyin nörolojik ve fiziki muayenesini sonucundaki şikayetleri değerlendirilir. Bu gibi durumlarda MR ve röngten gibi teknikler kullanılarak desteklenmelidir. Bel fıtıklarında cerrahi müdahale aşamasına geldiğinde, hekim bireyin ileri dönemde nasıl daha rahat bir sosyal yaşam süreceğini de değerlendirerek yapılması gereken en uygun cerrahi tekniği sunar. DEVAMI

Video

Bel Fıtıklarında Cerrahi Teknikler

Bel fıtıklarında cerrahi teknikler

Bel fıtıklarında cerrahi teknikler uygulanması için bireyin nörolojik ve fiziki muayenesini sonucundaki şikayetleri değerlendirilir. Bu gibi durumlarda tanı MR ve röntgen gibi görüntüleme teknikleri kullanılarak desteklenmelidir. Bel fıtıklarında cerrahi müdahale aşamasına geldiğinde, hekim bireyin ileri dönemde nasıl daha rahat bir sosyal yaşam süreceğini de değerlendirerek yapılması gereken en uygun cerrahi tekniği sunar.

Bu durumlarda cerrahi teknikler belirlenirken bireyin kadın – erkek, kilolu zayıf, genç – yaşlı, fiziksel bozukluklar, mesleki ve sosyal yaşam biçimlerine göre hangi tekniğin kullanılabileceği değerlendirilir. Hekim uygulanacak cerrahi teknikler arasından;
– Klasik açık bel fıtığı cerrahisi ( artık sıklıkla uygulanan bir teknik değil )
– Açık cerrahi ( implant ile stabilizasyon yapılıp omur kayması olmaması için implant ile sabitleme )
– Mikrocerrahi tekniği ( günümüzde en yaygın uygulanan cerrahi tekniği )
– Perkütan Hidrodiskektomi ( erken dönem bel fıtıklarında tercih edilen son teknoloji )
– Radyofrekans ( RF – erken dönem fıtıklarda fıtık içerisine radyofrekans gönderip kavitesini küçültme tekniği ) gibi teknikler uygulanmaktadır.

Bel fıtıklarında "Açık cerrahi" teknikler ile yaklaşım

Açık cerrahi ile bel fıtıklarının ameliyatı, cerrahi tekniklerin gelişmediği dönemlerde kullanılan ve fıtık alındıktan sonra disk mesafesine omurlar birbiri üzerine düşmesin diye mesafe yüksekliğini korumak için kalçadan alınan kemik koyularak yapılırdı. Bu hem hasta için hem bacak hem bel ağrısına neden olurdu. Aynı zamanda hekimin ameliyat sırasında süreyi daha fazla uzattığı için pek tercih edilmemekteydi. Ancak başka cerrahi girişim teknikleri olmadığı için de neredeyse kullanılan tek cerrahi yöntemiydi.

Açık cerrahi teknikleri gelişmeye başlayınca artık kalçadan kemik alıp disk mesafesine koyma uygulaması sona erdi. Çünkü biyomedikal tıp teknolojileri disk mesafesini koruyacak, vücuda uygun madde olan Titanyum (Ti-6Al-4V) vida – rod sistemleri ile kafesler geliştirildi. Bunlar her anatomiye uygun ölçülerde çeşitlendirildi. Bunun yanı sıra teknolojinin gelişimi ile PEEK (Polyether Ether Ketone) geliştirildi. Titanyumdan hafif ve MR uyumlu olması tercih edilme nedeni oldu. Böylece cerrahların ameliyat süreleri ile aynı oranda hastaların narkozda kalma süreleri kısalmış oldu.

Bel fıtıklarında cerrahi teknikler
Bel fıtıklarında cerrahi teknikler

Mikrocerrahi tekniği

Mikrocerrahi girişimler ise, daha küçük kesi (insizyon) ile disk mesafesine ulaşılıp kısa sürede ve minimum saha kanaması tekniği geliştirildi. Artık cerrahlar daha hızlı daha güvenli bir cerrahi teknik ile hastaları bel fıtıklarından kurtarıyorlardı. Yine de girişimlerde bazı hastalarda açık cerrahiye dönüp implant uygulamaları da yapılabilmektedir.

Perkütan Hidrodiskektomi

Perkütan Hidrodiskektomi ise, cerrahi tekniğin geldiği son nokta sayılabilir. Perkütan Hidrodiskektomi uygulanacak kişiler özellikle tercih edilmektedir. Her bel fıtığı olan kişi bu uygulamaya uygun olmamaktadır. En önemli unsur bel fıtığının erken dönemde sorun yaratmaya başlaması gerekmektedir. Yani fıtık disk kılıfına zarar vermemiş olması, bireyin cerrahi girişim sonrası daha hızlı toparlamasına imkan sağlamaktadır.

Perkütan Hidrodiskektomi, adından da anlaşılacağı gibi Su ile cerrahi girişim tekniğidir. Disk mesafesinde fıtık, basınçlı su ile parçalanıp aynı kanül içerisinden vakumlanarak sahadan uzaklaştırılıp, sinir ve sinir kökü üzerindeki baskıdan kurtarmayı amaçlamaktadır. Genellikle hızlı bir teknik olduğu için bir kaç günlük yatak istirahati sonrası bireyler doktor tavsiyeleri doğrultusunda iş ve sosyal yaşantısına geri dönebilmektedir.

Radyofrekans (RF)

Radyofrekans (RF), cerrahi uygulamalar haricinde ameliyathane ortamında yapılan girişimdir. Disk içerisine girilip fıtığın merkezine gönderilen radyofrekans dalgaları ile sinir kökü üzerine bası yapan diskin boyutunu küçültmeye yönelik uygulamadır. Bu uygulama neticesinde sinir ve sinir kökü üzerine bası yapan fıtık küçülerek bası ortadan kalkmaktadır. Disk bütünlüğü bozulmadığı için erken sonuç vermektedir. Böylece kişide ağrı seviyeleri azalmakta ve ciddi derecede rahatlama gözlenmektedir. Erken dönemde verimli sonuçlar verse de fıtığı tamamen ortadan kaldırmadığı için ileride cerrahi aşama kaçınılmaz olmaktadır.

Genç ve aktif hareketli çalışan kesimlerin daha çok tercih ettiği geçici bir uygulama tekniğidir. Geçici uygulama olmasına rağmen kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte 1-2 yıl kişiyi ameliyat olmaktan uzaklaştırabilmektedir.

Perkütan Hidrodiskektomi ile bel fıtığı cerrahisi yanı sıra Beyin Cerrahinin diğer tedavi seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.

İlginizi çekebilir

Bel fıtığı nedir?

Bel fıtığı nedir; omurganın zamanla aşırı yük, ters hareket ve zorlanması ile oluşmaktadır. Bel bölgesinde bulunan omurlar arasındaki lifli jel dokunun sertleşmesi ile sinirlere doğru bası yapan fizyolojik oluşuma “bel fıtığı” denir. DEVAM

Video

Bel Fıtığı Nedir?

Bel fıtığı nedir; omurganın zamanla aşırı yük, ters hareket ve zorlanması ile oluşmaktadır. Bel bölgesinde bulunan omurlar arasındaki lifli jel dokunun sertleşmesi ile sinirlere doğru bası yapan fizyolojik oluşuma “bel fıtığı” denir.

Omurganın bel bölgesinde bulunan Lomber ile Sakral (L1-S1) aralığında bulunan omurların hareket kabiliyeti biraz daha fazla olup, beden yükünü taşıyan bölge olarak nitelendirilir. Bu bölge omurları arasında lifli kılıf içerisinde bulunan jel kıvamdaki disk dokusu bedenin amortisör görevini görmektedir. Bu doku zamanla maruz kaldığı travma, zorlama ve hareket kusurları ile bozulmaya başlamakta ve her harekette amortisör görevini biraz daha azaltmaktadır. Bu süreçte disk dokusu sertleşip kılıfa baskı yapmaktadır. Böylece bacaklarımıza giden sinirlere bası yapmaktadır. Bu bası neticesinde fıtığın konumu ve boyutuna göre farklı belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Genel olarak;
– Kalçada ağrı
– Bacakta uyuşma
– Bacakta kasılma
– Ayak bileğinde gevşeme gibi sorunlarla kendini hissettirmektedir.

Bel fıtığı
Bel Fıtığı

Bel fıtığı; erken dönemde kontrol altına alınmazsa ilerleyen süreçlerde bireyin sosyal hayatını ciddi anlamda kısıtlayabilen bir tablo olarak karşımıza çıkmaktadır. Kişi bu süreçte ağır çalışma, ağır spor, aşırı hareket, uzun süreli oturma, uzun süreli ayakta kalma gibi davranışlar sergilediğinde ileri seviyede ayak düşüklüğü “foot-drop” gelişebilmektedir.

Bunun nedeni ise, fıtığın sinir köküne basıyı arttırması ile sinir üzerinden bacağa doğru gitmesi gereken ve bacaktaki kasların yeterince kasılmasını sağlayan EMG sinyallerinin azalmasıdır. EMG sinyalleri, beyinden çıkan komutlardır. Beyin bir hareketin nasıl ortaya çıkacağını düşünür ve sinir sistemi sayesinde ilgili noktaya ulaştırır. Bu güzergahta bir sorun yok ise düşünce hedef noktaya doğrudan ulaşır ve doğru hareketin yapılması için kasların yeterince kasılması sağlanır. Ancak sinir üzerinde disk basısı olduğunda hareketin ortaya çıkması için bacaklarda yeterli kasılma oluşmayacaktır. Bu da kişinin bacağını ve ayağını tam anlamı ile kullanamamasını doğuracaktır. İleri seviyelerde ise bu durum kısmi felç tablosuna dönüşebilmektedir. Bu tabloya ulaşmamak için cerrahi girim yöntemlerini değerlendirmek gerekir.

Bel fıtığı çeşitleri

Bel fıtıkları durumlarına konumlarına boyutlarına ve pozisyonlarına göre farklı adlandırılmaktadır. Erken dönem fıtıklar başlangıç, ileri safhada olanlar ise fıtığın sinir üzerinde yarattığı etkiye, konumunun bozukluğuna ve biçimine göre adlandırılır.

Bu tip fıtıklara;
– Anüler Yırtık
– Disk Bulging
– Dejeneratif Disk (Black Disc)
– Ekstrüde Disk
– Protrüze Disk olarak adlandırılmaktadır.

İlginizi çekebilir

Bel fıtıklarında cerrahi teknikler

Bel fıtıkları erken dönem haricinde genel olarak cerrahi girişimler ile tedavi edilmektedir. Temel prensip olarak yapılan uygulama ise fıtığın sinir üzerindeki basının kaldırmak için sahadan alınmasıdır. DEVAMI

Perkütan Hidrodiskektomi ile bel fıtığı cerrahisi yanı sıra Beyin Cerrahinin diğer tedavi seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.

Video

Disk Ekstrüzyonu

Disk Esktrüzyonu

Disk Ekstrüzyonu birçok kişi tarafından yanlış yorumlanmaktadır. Disk Ekstrüzyonu, intervertebral disk fıtıklaşmanın başlangıç aşamasıdır. Ağır işlerde çalışan kişilerde daha sıklıkla karşılaşılan disk ekstrüzyonu, kişilerde şiddetli bel ağrısı, bacaklarda yanma ve şiddetli sancı şikayetlerine neden olmaktadır.

Tarif edilen diğer disk hasarlarından tamamen farklı olan bu sorun, disk materyalinin tamamen kapsül dışına çıkması halinde görülmesini ifade eden duruma “ekstrüde olmuş disk” yani “Disk Ekstrüzyonu” denmektedir.

Tıbbi terminolojide ekstrüzyon, bir diskin fibröz halkasının kırıldığı ve bir prolapsus çekirdeğinin düştüğü bir durumu belirtir. Sonuncusu aynı zamanda 3-4 milimetreye kadar gider (bir damla su gibi sarkar) ve sinir köklerini tahriş eder.

Disk Ektrüzyonu
Disk Ektrüzyonu

İntervertebral fıtık oluşumu aşamalarında Disk Ekstrüzyonu

Bir intervertebral fıtığın oluşumu ile ekstrüzyonun oluşumundaki rolünü anlamak için uzun süreli gözlem gerekmektedir.

Tıbbi terminolojide ekstrüzyon, bir diskin fibröz halkasının kırıldığı ve bir prolapsus çekirdeğinin düştüğü bir durumu belirtir. Sonuncusu aynı zamanda 3-4 milimetreye kadar gider (bir damla su gibi sarkar) ve sinir köklerini tahriş eder.

Fıtık oluşumu aşamaları

Fıtık çıkıntısı üç aşamada oluşur. Öncelikle, söz konusu prolapsus, intervertebral disk maddesinin, fibröz halkayı kırmadan, fonksiyonel segmentin sınırlarının dışına düştüğü, meydana gelen prolapsusu meydana getirir. Su ve besin eksikliğinden dolayı, pulpus çekirdeğinin hareketliliği önemli ölçüde azalır.

Ekstrüzyon, çıkıntı oluşumundaki üçüncü aşamadır. Bu aşamada, lifli halkanın yırtılması ve çekirdeğin maddesinin omurun ötesine salınması vardır. Çoğu durumda, çekirdek omurganın boyuna ligamentiyle sınırlandığından, sinir köklerinde kuvvetli bir kompresyon gözlenmez. Bel ve sakral bölgelerdeki ekstrüzyondan bahsediyorsak, hastalık daha tehlikeli olabilir, çünkü sıklıkla siyatik sinirin sıkışmasına neden olur.

Disk Ekstrüzyonu geliştiğinde süreç şiddetli ağrılı ve sancılı olur. Artık tedavi seçeneği mikrocerrahi ile tedavi şekline dönüşür. Genellikle mikrocerrahi yöntemi ile tedavi edilebilen Disk Ekstrüzyonlarında minimal invaziv yöntemlerden transforaminal endoskopik diskektomi yolu da tavsiye edilmektedir. Minimal disk ekstrüzyonu gelişen durumlarda uygulanabilecek cerrahi teknikler arasında uygun ise Perkütan Hidrodiskektomi, uygun değil ise mikrocerrahi ya da açık cerrahi teknikleri kişinin daha hızlı iyileşmesine olanak sağlamaktadır. Böylece kişi sosyal ve iş hayatına kısa sürede geri dönebilmektedir.

İlginizi çekebilir

Disk Protrüzyonu

“Disk Protrüzyonu”, disk bulginginden daha fazla miktarda disk materyalinin disk dışına çıkması, omurilik kanalını daraltması, sağ veya solda disk sinir köklerine bası yapması hallerine denir. DEVAMI

Perkütan Hidrodiskektomi ile bel fıtığı cerrahisi yanı sıra Beyin Cerrahinin diğer tedavi seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.

Video

Disk Protrüzyonu

Disk protrüzyonu

“Disk Protrüzyonu”, disk bulginginden daha fazla miktarda disk materyalinin disk dışına çıkması, omurilik kanalını daraltması, sağ veya solda disk sinir köklerine bası yapması hallerine denir.

Disk Protrüzyonlarında disk kılıfında yırtılma oluşmaz. Bunun yerine jel çekirdek içerisindeki madde bir yöne doğru uç verir. Bu durum halkanın o yönde çıkıntılı bir durum oluşturmasına neden olur ve dolaylı olarak sinir köklerine baskı uygular. Çok nadir vakalarda halka az derecede yırtılabilir. Omurlar arası disk protrüzyonları prensip olarak tüm seviyelerde meydana gelebilirler. Ancak bu durumun en sık karşılaşıldığı bölge ise bel omurgasının alt kısımlarıdır. Nadiren olsa da boyun omurgalarında ve sırt omurgalarında meydana gelebilmektedir.

Disk Protrüzyon
Disk Protrüzyon

İntervertebral disk protrüzyonu temel nedenleri

Disk Protrüzyonlarının görülme sıklığı 30 ile 45 yaş aralığıdır.

Fakat daha ileri yaşlarda disk protrüzyonları ile daha sık karşılaşılır. Bu durumun nedeni ise vücudun yaşlanma süreci ve azalan hareketlilik buna neden olur.

İntervertebral disk protrüzyonunun temel nedeni ağır kaldırmak, ağır iş tempoları ve kontrolsüz hareketler ile omurgaya yapılan yanlış yüklenmelerdir.

Her hastalıkta olduğu gibi intervertebral disk protrüzyonunun da başlı başına bir nedeni yoktur. Bir çok faktörün etkisi ile birlikte oluşturdukları etkilerin toplamından kaynaklanır. Bu durum intervertebral disk dejenerasyonu kaynaklı ortaya çıkan disk protrüzyonu olarak ifade edilir. Dejenerasyon oldukça yavaş ilerleyen bir süreçtir ve omurlar arası disklerde yarattığı tahribat ile görülür.

İntervertebral disk çıkıntısı, omurlar arası diskin jel çekirdeğinin doğal su kaybı nedeniyle esnekliğini yitirmesinden dolayı oluşur. Buna bağlı olarak disk halkası tutma işlevini yerine getiremez, yani jel çekirdeğinin uyguladığı baskıdan dolayı yön değiştirir ve bir çıkıntı oluşturur.

Omurlar arası diskin yapısal güç kaybı protrüzyon riskini oldukça arttırır. Bu açıdan bakıldığında çoğu çıkıntının uzun yıllara dayanan ön hasarlara dayanması sürpriz değildir.
Bunun temel nedeni tipik olarak yanlış yüklenmelerdir. Ağır kaldırmak, ağır ve ani taşıma işlemleri, kazalar veya spor esnasında ani hareketler – bunlar çoğu zaman ani protrüzyonlara sebep olurlar. İntervertebral disk çıkıntıları çoğunlukla yüklenme, vücut statiği ve omurga stabilizasyonu arasında orantısızlıklar oluştuğunda meydana gelirler.

Disk protrüzyonu genel olarak konvansiyonel yöntemlerden mikrocerrahi veya açık cerrahi yöntemleri tercih edilerek tedavi edilmektedir.

Aslında Perkütan Hidrodiskektomi teknolojisi sayesinde artık mikrocerrahi veya açık cerrahi girişimlere ihtiyaç kalmadan tedavi edilebilmektedir. Bu tür protrüzyon gösteren disk hastaları Perkütan Hidrodiskektomi sonrası, ertesi gün işine dönebilmektedir.

Cerrahi yaklaşımlar

Aslında Perkütan Hidrodiskektomi teknolojisi sayesinde artık mikrocerrahi veya açık cerrahi girişimlere ihtiyaç kalmadan tedavi edilebilmektedir. Bu tür protrüzyon gösteren disk hastaları Perkütan Hidrodiskektomi sonrası, ertesi gün işine dönebilmektedir.

Perkütan Hidrodiskektomi ile bel fıtığı cerrahisi yanı sıra Beyin Cerrahinin diğer tedavi seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.

İlginizi çekebilir

Disk Bulgingi

“Disk Dejenerasyonu” veya “Anüler Yırtık” hallerinde disk kapsülünün arka kısmından kabarması haline “bulging” denmektedir.

Disk Bulging, kronik bel ağrılarından sorumlu bir tablodur. Genellikle nörolojik sıkıntılara yol açmaz. Ancak kişilerde sürekli bel ağrısı yakınması ve sosyal huzursuzluğa neden olur. Kişi günlük yaşam kalitesinden uzaklaşır ve iş hayatındaki başarısı da bu oranda azalır. DEVAM

Video